All for Joomla All for Webmasters
-->

Uluslararası Hukukta “Geri Göndermeme” İlkesi

Uluslararası Hukukta “Geri Göndermeme” İlkesi

1 – GENEL OLARAK

Geri göndermeme (“Non-refoulement”) ilkesi, devletlerin, kendi egemenlik sahaları içersinde bulunan kişileri zulme uğrama riski altında oldukları bölgelere göndermeme yükümlülüğünü ifade eder.[1] Mülteci hukukunun temelini oluşturan “geri göndermeme” ilkesi, mültecinin yaşama hakkı ve işkence, kötü muamele, insanlık dışı aşağılayıcı ceza ve muameleye maruz kalmama hakkı gibi temel insan haklarının korunmasını amaçlamaktadır.

[2] Mültecinin yaşamını tehlikeye sokacak bir yere gönderilmemesi, mülteciler için en önemli hukuki güvencedir.[3] İltica hukukunun en önemli unsurlarından biri olan ve zulüm riski olan yere geri göndermemeyi ifade eden “geri göndermeme” ilkesi, uluslararası geleneksel hukukun bir kuralı (uluslararası örf ve âdet hukuku kuralı) haline gelmiştir. Bu nedenle, 1951 Sözleşmesine taraf olsun olmasın tüm Devletler açısından bağlayıcıdır.[4]

Geri göndermeme ilkesi, sadece mülteci olan kişilerle sınırlı değildir. Sınırdışı edilmesi, iade edilmesi (geri verme) gibi zorla geri gönderme hallerinde, yaşam hakkı ihlali veya işkence görme riski olan herkes için geçerlidir, kişinin mülteci olması gerekli değildir.

Ceza hukuku’nda, “suçluların geri verilmesi” (iade: extradition) işlemlerinde, bir yabancının siyasi suç sayılan bir suç isnadı nedeniyle iadesinin söz konusu olması ve / veya yabancıya isnad edilen suçun cezasının ölüm cezası olması halinde, iade talebinin kabul edilmemesi örf ve adet hukuku kuralıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 18. Maddesi “geri verme” (suçluların iadesi) konusu işlenmiştir.

1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Cenevre Sözleşmesinin 33. maddesine göre, "Hiçbir taraf devlet, bir mülteciyi, ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatı ya da özgürlüğü tehdit altında olacak ülkelerin sınırlarına, her ne şekilde olursa olsun geri göndermeyecek veya iade etmeyecektir."

Geri göndermeme ilkesinin ihlâli, çoğu kez diğer insan hakları sözleşmelerinin ihlâlini de beraberinde getirir. 1951 Sözleşmesi’nin uygulanmasıyla ilgili bu tür sorunlara ve dar yorumlamalara karşılık, insanları işkence veya ölüm tehlikesine maruz kalabilecekleri ülkeye sınırdışı etme veya gönderme yasağı bir çok uluslararası sözleşmede yer almıştır. Geri gönderme yasağı, mültecilik konusu dışında da uluslararası İnsan Hakları Sözleşmelerinde örneğin, 1949 tarihli “Harp Zamanında Sivillerin Korunması Hakkında (Dördüncü) Cenevre Sözleşmesi” (m.45/4)[5]; “İşkenceye veya Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşmesi (m.3); Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi (m.7 ve m.13); Kanun Dışı, Keyfi ve Yargısız İnfazların Etkili Bir Şekilde Önlenmesi ve Soruşturulması Hakkında Prensipler (m.5); Kaybolmaya Karşı Herkesin Korunması Hakkında Bildiri (m.8), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (m.3), Amerikan İnsan Hakları Sözleşmesi (m.22), Afrika Birliği Örgütü Mülteci Sözleşmesi (m.2) gibi sözleşmelerde açıkça veya yoruma bağlı olarak (içtihatla) yer almıştır.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, sığınmacı durumlarını ve kişi güvenliklerini zedeleyen geri gönderme gibi hareketleri bir kararla kınamış, mülteci statüsünün resmî olarak tanınmasından önce 1951 Sözleşmesi’nin 33. maddesindeki koşullar var ise herkesin geri göndermeme ilkesinden yararlanması gerektiği ifade edilmiştir.[6]

2 - TÜRK HUKUK MEVZUATI AÇISINDAN

İadesi talep edilen kişilerin durumunu Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda "Yabancıların Durumu" başlıklı 16. Maddesindeki, "Temel hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarası hukuka uygun olarak kanunla sınırlanabilir." hükmü çerçevesinde değerlendirmek gerekir.

5237 sayılı TCK’nın 18. Maddesi “Geri Verme”yi düzenlemektedir. Bu maddeye göre geri verme talebine esas teşkil eden fiil “Düşünce suçu veya siyasî ya da askerî suç niteliğinde ise” ya da “Kişinin, talep eden devlete geri verilmesi hâlinde ırkı, dini, vatandaşlığı, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasî görüşleri nedeniyle kovuşturulacağına veya cezalandırılacağına ya da işkence ve kötü muameleye maruz kalacağına dair kuvvetli şüphe sebepleri varsa” talebin kabul edilemeyeceği düzenlenmiştir. Kanun maddesinde, geriverme konu kişilerin “işkence ve kötü muameleye maruz kalacağına dair kuvvetli şüphe” halinde geri verme talebinin kabul edilmeyeceğini kabul edilmiştir.

 

3 - TÜRKİYENİN TARAF OLDUĞU ULUSLAR ARASI İNSAN HAKLARI MEVZUATI AÇISINDAN:

3.1 Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin 1951 Cenevre Sözleşmesi:

Türkiye “Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin 1951 Cenevre Sözleşmesi”ne (Kısaca “1951 Sözleşmesi”) taraftır. 1951 Sözleşmesine göre:

Sınır dışı veya iade etme yasağı

Madde 33/1: Hiçbir akid Devlet bir mülteciyi, ırkı, dini, vatandaşlığı, muayyen bir içtimai zümreye mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyle hayat ve hürriyetinin tehdit edileceği ülkelerin hudutlarından her ne şekilde olursa olsun sınır dışı veya iade edemez.

Sözleşmenin en önemli maddelerinden biri de non-refoulment (geri yollama yasağı) ilkesidir. Sözleşmenin 33. maddesine göre, hiç bir devlet mülteciyi ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba dahil olması ya da siyasal düşünceleri nedeniyle yaşam ve özgürlüğünün risk altına gireceği bir ülkeye geri gönderemez, o ülkeye sınırdışı edemez.

3.2 İşkence ve Diğer Zalimane İnsanlıkdışı Ve Onur Kırıcı Muamele Ve Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi

İşkence ve Diğer Zalimane İnsanlıkdışı Ve Onur Kırıcı Muamele Ve Cezaya Karşı Sözleşme[7] (Kısaca “İşkenceye Karşı Sözleşme”), 1984 yılında BM Genel Kurulu tarafından kabul edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti sözleşmeyi 1988 yılında imzalamış ve onaylamıştır. Sözleşmenin 3/1. Maddesine göre “Hiçbir Taraf Devlet bir şahsı, işkence ye tabi tutulacağı tehlikesinde olduğuna dair esaslı sebeplerin bulunduğu kanaatini uyandıran başka devlete geri göndermeyecek, sınırdışı etmeyecek veya iade etmeyecektir.”

3.3 - Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi  

“Suçluların İadesine Dair Avrupa Sözleşmesi” (SİDAS)[8], Avrupa ülkeleri arasında ceza hukuku alanında sanıkların ve mahkumların “iade” işlemlerini düzenlemektedir. SİDAS’ın 3. Maddesine göre, geri verme konusu suçun “siyasi suç” veya “siyasi suçla irtibatlı suç”olması; veya kişinin iade edileceği ülkede “ırk, din, milliyet veya siyasî görüşleri nedeniyle” takip veya cezalandırılması amacıyla iade istendiği kanaatine varılması halinde, iade işlemi uygulanmayacaktır. Aynı sözleşmenin 11. Maddesinde de iade edilecek kişinin ölüm cezasıyla karşılaşması halinde, ancak iade talep eden tarafın ölüm cezası uygulamayacağına dair güvence[9] vermesi halinde iade yapılabileceğini düzenlemiştir.

3.4 - Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS)[10] 3. maddesi doğrudan veya dolaylı olarak her şekilde işkenceyi “mutlak” olarak yasaklamaktadır:

Madde 3 : İşkence yasağı

“Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz.”

İade edilecek kişinin, gönderileceği ülkede işkence ve benzeri kötü muamelelere maruz kalma riski veya ölüm cezasına mahkum edilmesi tehlikesi konusunda ciddi endişeler varsa Avrupa AİHS 3. maddesine aykırılık oluşturur. AİHS uygulamasında özellikle sanıkların geri verilmesi (iade: extradition) konulu başvurularda mahkeme, geri verilen kişinin yaşam hakkı veya işkenceye maruz kalma riski hakkında ciddi kanıtlar olması halini Sözleşmenin ihlali olarak değerlendirmektedir.

AİHM’e yapılan başvurularda; Soering v. UK[11] (Birleşik Krallık: İngiltere) başvurusunda Mahkeme, iade işlemi sonucunda başvurucunun gönderileceği ülkede Sözleşmenin 3. maddesindeki haklarının riske girebileceğini ifade ederek Sözleşmenin ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu kararın önemi, Sözleşmenin bizzat ihlalinden değil, potansiyel ihlal durumundan, riskin gerçekleşmesi halinde ciddi ve onarılmaz ihlaller doğurabilmesi ihtimalinin de ihlal kabul edilmiş olmasından kaynaklanmaktadır.[12] AİHM, Sözleşmenin 3. Maddesindeki işkence yasağının jus cogens kuralı olduğunu, bu maddenin kişilerin işkenceye maruz kalabilecekleri ülkeye geri gönderilmemesi konusunda devletlere pozitif bir yükümlülük yüklediğini belirtmektedir.[13]

AİHM, 3. madde kapsamında yasaklanan muamelelere maruz kalma riski ile karşı karşıya bulunan bir kişinin, Sözleşmeye taraf devletler tarafından, (Sözleşmeye taraf olan veya olmayan) üçüncü bir devlete vermesi halinde, geri veren devletin 3. maddeyi ihlal etmiş olacağına hükmetmiştir. Mahkeme Soering v. UK kararında suçlunun iadesi halinde 3. madde kapsamında insanlıkdışı muamele riski göreceği riski nedeniyle, geri verme kararının doğuracağı sonuçlar itibariyle 3. maddenin ihlali yönünde karar vermiştir.[14]

AİHM Türkiye aleyhine yapılan başvurularda, yabancıların gönderileceği ülkede işkence riskine maruz kalması ihtimali nedeniyle Jabari v. Turkey, D. Ve Diğerleri v. Turkey[15], Mamatkoulov and Askarov v. Turkey, Abdoulkhani ve Karimnia v. Turkey,[16] ZNS v. Turkey, [17] Charahili v. Turkey,[18] Ranjbar ve diğerleri v. Turkey,[19]Keshmiri v. Turkey,[20] Tehrani ve Diğerleri v. Turkey, [21] kararlarda Türkiye’nin Sözleşmeyi ihlal ettiği sonucuna varmıştır.

Mamatkoulov and Askarov kararında Özbekistana suçluların iadesi kapsamında gönderilen başvurularla ilgili olarak taraf devletlerin Sözleşmenin 34. maddesinde düzenlenen bireysel başvuru hakkını engellememe yükümlülüğü altında olduklarını değerlendirme­sini yapmıştır[22].

Mamatkoulov and Askarov davasındaki başvuruculardan, Türkiyenin işkence yapılmayacağı garantisi (güvencesi) alarak Özbek makamlarına teslim ettiği Zaynuddin Askarov’un yaklaşık 1 ay önce Özbekistan’da tutuklu bulunduğu cezaevinde işkence ile öldürüldüğü haberi gazetelere yansımıştır.[23]

AİHM içtihatları dikkate alındığında, kişilerin işkence veya kötü muamele görme riski olması (3. madde ihlali) halinde, kişilerin bu tür muamelelere maruz kalması halinde geri dönüşün mümkün olmadığı (telafisi mümkün olmayan ihlallerin / zararların meydana gelebileceği) dikkate alınmasının zorunlu olduğu sonucuna varılmaktadır.

SONUÇ

Kişilerin özellikle de mülteci konumunda olan kişilerin, yaşamını tehlikeye sokacak veya işkence görebilecek bir yere gönderilmemesi, hukuki açıdan önemli bir güvencedir. Bu ilke ile yaşama hakkı ve işkence, kötü muamele, insanlık dışı aşağılayıcı ceza ve muameleye maruz kalmama hakkı gibi temel insan haklarının korunması amaçlanmıştır.

Zulüm riski olan bir ülkeye geri göndermemeyi ifade eden “geri göndermeme” ilkesi, uluslararası uluslararası örf ve âdet hukuku kuralı haline gelmiştir. Bu nedenle, 1951 Sözleşmesine taraf olsun olmasın tüm Devletler açısından bağlayıcıdır. Geri göndermeme ilkesi, mülteci olan kişilerle sınırlı değildir. Sınırdışı edilmesi, iade edilmesi gibi zorla geri gönderme hallerinde, yaşam hakkı ihlali veya işkence görme riski olan herkes için geçerlidir, kişinin mülteci olması gerekli değildir. Geri göndermeme ilkesi, suçluların geri verilmesi, sınırdışı edilme, veya ülkeye giriş yapmanın engellenmesi (geri çevrilme) durumunda sözkonusu olabilmektedir.

AİHM önüne gelen başvurularda, işkence yasağının jus cogens kuralı olduğunu, bu maddenin, kişilerin işkenceye maruz kalabilecekleri ülkeye geri gönderilmemesi konusunda devletlere pozitif bir yükümlülük yüklediğini belirtmektedir.

AİHM, Türkiye ile ilgili başvurularda, sınırdışı işlemlerine karşı başvuru yapan sığınmacıların ihlal tesbiti yapılan davalarında, genel olarak işkence yasağını düzenleyen 3. Madde, özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. Madde ile etkili iç hukuk yolu olmasını öngören 13. Maddenin ihlali yönünde karar vermiştir. AİHM yakın tarihte Abdolkhani ve Karimnia kararından başlamak üzere Türkiye aleyhinde sonra çok sayıda karar vermiştir. Bu kararlarda, başvurucular hakkındaki sınırdışı işlemlerinin uygulanması halinde “işkence yasağı”nın ihlal edilmiş olacağına, karar vermiştir.

 

Av. Abdulhalim YILMAZ

İstanbul Barosu Üyesi

Aksiyoner Hukukçular Derneği Bülteni 1. Sayı sayfa 30

 

Kaynakça

[1]     TOKUZLU, Dr. Lami Bertan. “Avrupa Birliği Adaylık Sürecinde Türkiye Ve Geri Gönderme YasağıStratejik Araştırmalar Dergisi, Genelkurmay Askeri Tarih Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, Sayı:11, Mayıs 2008, Yıl:6 Ankara 2008, s.1

2     ÜMİT, Ceyda. “Mülteci Hukukuna Genel Bakış Ve İltica - Sığınma Konularında Türkiye’deki Uygulama”, http://www.yayin.adalet.gov.tr/8_sayi içerik/Ceyda ÜMİT.htm (Erişim tarihi: 12.11.2010)

3     ODMAN, Tevfik. Mülteci Hukuku, s.155

4     BMMYK, “Geri Göndermeme (Non-refoulement)” maddesi, “Temel Terimler Sözlüğü”, (içinde)Mültecilerin Korunması: Sivil Toplum Kuruluşları için Alan El Kitabıwww.unhcr.org.tr/MEP/FTPRoot/Dosyalar/turkiyedebmmyk/ProtectionNGOs.doc (Erişim tarihi: 08.12.2010)

5     21 Ocak 1953 gün ve 6020 sayılı Kanunla onaylanmıştır. R.G.:30 Ocak 1953/8322

6     UN General Assembly Resolution 55/74 12.2.2001.

7     Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10 Aralık 1984 tarih ve39/46sayılı Kararıyla kabul edilip imza, onay ve katılıma açılmıştır. Türkiye Sözleşmeyi 25 Ocak 1988 tarihinde imzalamış ve 21 Nisan 1988 tarihinde bir beyan ve bir ihtirazi kayıtla onaylamıştır. 3441 Sayılı Onay Kanunu, RG: 29.04.1988/ 19799.

8     (ETS No.024) of 13 December 1957; Türkiye 18.11.1959 tarih 7376 Sayılı Kanun ile taraf oldu. RG 26.11.1959/10365.

9     Suçluların iadesi işlemlerinde, iade engellerini aşmak için “diplomatik güvence” (diplomatic assurances) istisnası uygulamada, insan hakları ihlallerine neden olduğu, güvencelerin sağlanmadığı gerekçesiyle eleştirilmektedir. (Bkz. “Diplomatic Assurances” against Torture - Questions and Answers, Human Rights Watch, www2.ohchr.org (12.12.2009); DEEKS, Ashley. Promises Not to Torture: Diplomatic Assurances in U.S. Courts, Published by The American Society of International Law (ASIL), 2008, www.asil.org (03.12.2010)

10               Türkiye, Sözleşmeyi 18 Mayıs 1954'de onayladı. (R.G. 19 Mart 1954-8662)

11                Başvuru No. 14038/88, 7 Temmuz 1989 tarihli karar, özellikle paragraf 103.

12    NAL, Sabahattin. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Çerçevesinde İşkence ve İnsanlıkdışı Muamele veya Küçültücü Muamele veya Ceza, (İçinde) Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, Prof. Dr. Aysel Çelikel’e Armağan, Yıl:19-20 Sayı:1-2 1999-2000 s.547

13    DE LONDRAS, Fiona. “Shannon, Saadi and İreland’s Reliance on Diplomatic Assurances Under Article 3 of the ECHR”, Irish Y. of In’t L. 2007 (2009, Oxford; Hart)—Forthcoming Draft, (www.hartpub.co.uk/pdf/ 1841139599.pdf (04.11.2010))

14    GÖLCÜKLÜ, Prof. Dr. A. Feyyaz - GÖZÜBÜYÜK, A. Şeref. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sözleşmesi ve Uygulaması, 3. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2002 s. 201

15    D. and others v. Turkey (Baş­vuru no. 24245/03), 22 June 2006

16    Abdolkhani and Karimnia v. Türkiye, (Başvuru No. 30471/08), 22 September 2009

17    Z.N.S. v. Turkey, (Application no. 21896/08) 19 January 2010

18    Charahili v. Turkey, (Application no. 46605/07) 13 April 2010

19    Ranjbar and others v. Turkey, (Application no. 37040/07) 13 April 2010

20    Keshmiri v. Turkey, (Application no. 36370/08) 13 April 2010

21    Tehrani and Others v. Turkey, (Applications nos. 32940/08, 41626/08, 43616/08) 13 April 2010

22    ERDAL, Uğur – BAKIRCI, Hasan. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. Maddesi, Uygulama El Kitabı, OMCT El Kitapları Dizisi Cilt: 1 Kasım 2006 s.119

23    3 Aralık 2010 Cuma tarihli BUGÜN Gazetesi; Ayrıca “Türkiye'nin Özbekistan'a iade ettiği Askarov'un cezaevinde işkence sonucu öldüğü iddiası” için Bkz: http://www.multeci.org.tr/index.php/haberler/1-latest-news/203-tuerkiyenin-oezbekistana-iade-ettii-askarovun-cezaevinde-ikence-sonucu-oeldueue-iddias (Erişim tarihi: 15.12.2010

 

[1]     TOKUZLU, Dr. Lami Bertan. “Avrupa Birliği Adaylık Sürecinde Türkiye Ve Geri Gönderme YasağıStratejik Araştırmalar Dergisi, Genelkurmay Askeri Tarih Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları, Sayı:11, Mayıs 2008, Yıl:6 Ankara 2008, s.1

[2]     ÜMİT, Ceyda. “Mülteci Hukukuna Genel Bakış Ve İltica - Sığınma Konularında Türkiye’deki Uygulama”, http://www.yayin.adalet.gov.tr/8_sayi içerik/Ceyda ÜMİT.htm (Erişim tarihi: 12.11.2010)

[3]     ODMAN, Tevfik. Mülteci Hukuku, s.155

[4]     BMMYK, “Geri Göndermeme (Non-refoulement)” maddesi, “Temel Terimler Sözlüğü”, (içinde)Mültecilerin Korunması: Sivil Toplum Kuruluşları için Alan El Kitabıwww.unhcr.org.tr/MEP/FTPRoot/Dosyalar/turkiyedebmmyk/ProtectionNGOs.doc (Erişim tarihi: 08.12.2010)

[5]     21 Ocak 1953 gün ve 6020 sayılı Kanunla onaylanmıştır. R.G.:30 Ocak 1953/8322

[6]     UN General Assembly Resolution 55/74 12.2.2001.

[7]     Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10 Aralık 1984 tarih ve39/46sayılı Kararıyla kabul edilip imza, onay ve katılıma açılmıştır. Türkiye Sözleşmeyi 25 Ocak 1988 tarihinde imzalamış ve 21 Nisan 1988 tarihinde bir beyan ve bir ihtirazi kayıtla onaylamıştır. 3441 Sayılı Onay Kanunu, RG: 29.04.1988/ 19799.

[8]     (ETS No.024) of 13 December 1957; Türkiye 18.11.1959 tarih 7376 Sayılı Kanun ile taraf oldu. RG 26.11.1959/10365.

[9]     Suçluların iadesi işlemlerinde, iade engellerini aşmak için “diplomatik güvence” (diplomatic assurances) istisnası uygulamada, insan hakları ihlallerine neden olduğu, güvencelerin sağlanmadığı gerekçesiyle eleştirilmektedir. (Bkz. “Diplomatic Assurances” against Torture - Questions and Answers, Human Rights Watch, www2.ohchr.org (12.12.2009); DEEKS, Ashley. Promises Not to Torture: Diplomatic Assurances in U.S. Courts, Published by The American Society of International Law (ASIL), 2008, www.asil.org (03.12.2010)

[10]               Türkiye, Sözleşmeyi 18 Mayıs 1954'de onayladı. (R.G. 19 Mart 1954-8662)

[11]                Başvuru No. 14038/88, 7 Temmuz 1989 tarihli karar, özellikle paragraf 103.

[12]    NAL, Sabahattin. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Çerçevesinde İşkence ve İnsanlıkdışı Muamele veya Küçültücü Muamele veya Ceza, (İçinde) Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, Prof. Dr. Aysel Çelikel’e Armağan, Yıl:19-20 Sayı:1-2 1999-2000 s.547

[13]    DE LONDRAS, Fiona. “Shannon, Saadi and İreland’s Reliance on Diplomatic Assurances Under Article 3 of the ECHR”, Irish Y. of In’t L. 2007 (2009, Oxford; Hart)—Forthcoming Draft, (www.hartpub.co.uk/pdf/ 1841139599.pdf (04.11.2010))

[14]    GÖLCÜKLÜ, Prof. Dr. A. Feyyaz - GÖZÜBÜYÜK, A. Şeref. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sözleşmesi ve Uygulaması, 3. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2002 s. 201

[15]    D. and others v. Turkey (Baş­vuru no. 24245/03), 22 June 2006

[16]    Abdolkhani and Karimnia v. Türkiye, (Başvuru No. 30471/08), 22 September 2009

[17]    Z.N.S. v. Turkey, (Application no. 21896/08) 19 January 2010

[18]    Charahili v. Turkey, (Application no. 46605/07) 13 April 2010

[19]    Ranjbar and others v. Turkey, (Application no. 37040/07) 13 April 2010

[20]    Keshmiri v. Turkey, (Application no. 36370/08) 13 April 2010

[21]    Tehrani and Others v. Turkey, (Applications nos. 32940/08, 41626/08, 43616/08) 13 April 2010

[22]    ERDAL, Uğur – BAKIRCI, Hasan. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. Maddesi, Uygulama El Kitabı, OMCT El Kitapları Dizisi Cilt: 1 Kasım 2006 s.119

[23]            3 Aralık 2010 Cuma tarihli BUGÜN Gazetesi; Ayrıca “Türkiye'nin Özbekistan'a iade ettiği Askarov'un cezaevinde işkence sonucu öldüğü iddiası” için Bkz: http://www.multeci.org.tr/index.php/haberler/1-latest-news/203-tuerkiyenin-oezbekistana-iade-ettii-askarovun-cezaevinde-ikence-sonucu-oeldueue-iddias (Erişim tarihi: 15.12.2010)

Meya Hukuk | İletişim Bilgileri

  • Tel: 0412 228 1525
  • Fax: 0412 228 1525
  • Gsm:0531 611 33 22 | 0507 558 98 28
  • Email: info@meyahukuk.com
  • Adres:Mahabad Bulvarı No:2 Gold Office Büro No:14/40 Yenişehir/Diyarbakır

Yasal Uyarı

​İnternet sitemizdeki bilgi ve açıklamalar sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sitemizde yer alan bilgiler reklam amaçlı değildir. Kullanılan bütün içerikler Meya Hukuk danışmanlık bürosuna aittir. Büromuzun açıkça yazılı izni olmadan logo ve sair bilgileri kullananlar hakkında yasal işlem yapılır. Bu siteyi ziyaret ederek yukarıdaki şartları kabul etmiş sayılırsınız.