All for Joomla All for Webmasters
-->

Adil Yargılanma Hakkı

Adil Yargılanma Hakkı

TEMEL METİNLER:

1) AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ ( AİHS )   6.madde

  1. fıkra: Herkes, gerek * medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının, makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.

       Hüküm açık oturumda verilir; ancak, demokratik bir toplumda genel ahlak, kamu düzeni ve ulusal güvenlik yararına, küçüklerin korunması veya davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veya davanın açık oturumda görülmesinin, adaletin selametine zarar verebileceği bazı özel durumlarda, mahkemenin zorunlu göreceği ölçüde, duruşmalar dava süresince tamamen veya kısmen basına ve dinleyicilere kapalı olarak sürdürülebilir.

2.fıkra: Bir suç ile itham edilen herkes suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır. (Masumiyet karinesi )

2-ADİL YARGILAMA VE SÖZLEŞMEYE EK 7 NO.LU PROTOKOL

2.madde: Cezai Konularda İki Dereceli Yargılanma Hakkı :

  • Mahkumiyet hallerinde istisnaya tabi tutulabilir. Bir mahkeme tarafından cezai bir suçtan mahkum edilen her kişi,mahkumiyet veya ceza hükmünü daha yüksek bir mahkemeye yeniden inceletme hakkına haiz olacaktır.Bu hakkın kullanılması, kullanılabilme gerekçeleri de yasayla düzenlenir.
  • Bu hakkın kullanılması , yasada düzenlenmiş haliyle az önemli suçlar bakımından , ya da ilgilinin birinci derece mahkemesi olarak en yüksek mahkemede yargılandığı veya beraatını müteakip bunun temyiz edilmemesi üzerine de istisnaen kesinleşebilir.

3.madde :Adli Hata Halinde Tazminat Hakkı :

                Yeni veya yakın zamanda ortaya çıkan bir delilde adli hataya düşüldüğünün anlaşılması üzerine , kesin ceza mahkumiyetinin bilahare iptal edilmesi ya da ilgilinin affa uğraması halinde, bu mahkumiyet sonucu bir cezaya çarptırılan kişiye ,bilinmeyen delilin zamanında ortaya çıkmamasından kendisinin sorumlu olduğu hususunun kanıtlandığı haller dışında , ilgili devletin yürürlükteki yasası veya geleneği uyarınca tazminat ödenir

4.madde: Aynı Suçtan İki Kez Yargılanmama Ve Cezalandırılmama Hakkı::

                1.Hiç kimse bir devletin ceza yargılaması usulüne ve yasaya uygun olarak kesin bir hükümle mahkum edildiği ya da beraat ettiği bir suçtan dolayı, aynı devletin yargı mercilerince yargılanamaz veya cezalandırılamaz.

                2.Yukarıdaki fıkra hükümleri yeni ve yakın zamanda ortaya çıkarılan delillerin veya önceki işlemlerde oraya çıkan davanın sonucunu etkileyecek esaslı kusurun varlığı durumunda, ilgili devletin ceza yargılaması usulü ve yasanına uygun olarak, davanın yeniden açılmasını engellemez.

  1. Sözleşmenin 15.m.sine dayanılarak, bu maddeye aykırı hiçbir tedbir alınamaz.

3)   “İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ (İHEB) 10. madde:

                “Herkes, haklarının , vecibelerinin veya kendisine karşı cezai mahiyette herhangi bir isnadın tespitinde, tam bir eşitlikte, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, adil bir şekilde ve açık olarak görülmesi hakkına sahiptir.”

 

AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ 6.MADDENİN UYGULAMA ALANI:

                Adil yargılanma hakkı AİHS 6. maddesinde daha ayrıntılı ve teknik olarak düzenlenmekle, hukuk devletinin ayrılmaz bir parçası ve Avrupa ortak anayasal düzeninin temel bir öğesi olarak kabul edilmiştir.

                Mahkemenin görevi ve 6.maddenin koruma altına altına aldığı alan, yargılama işlemlerinin “esası” dır.

  1. a) Medeni Hak Ve Yükümlülükler İle İlgili Nizalar:

                Ulusal hukuka göre tanınan ve ulusal merciler önünde ileri sürülüp “makul surette savunulabilir “ bir hak ve bu hakkın mevcudiyeti, kapsamı veya kullanımı konusunda “gerçek ve ciddi “ bir nizanın olması gerekir.

                6.Madde “sonucu itibariyle , özel nitelikteki hak ve vecibeyi etkileyen her türlü yargılamayı kapsamaktadır.

                Kamusal yönü ağır basan ( Devletin taktir hakkını kullandığı) ve medeni hak ve vecibe dışında kalan idari işlemler, madde kapsamına girmez. Örneğin ; polis ve askerlerin disiplin cezasına çarptırılmaları, siyası haklar,vergilendirme vb. …

                İdari yönü ağır basmasına rağmen, mahkeme bazı devlet işlemlerini madde koruması altına almıştır. Kamulaştırma davaları, köy boşaltma ve yakma, kitap toplatma ve imha etme gibi.

  1. b) Cezai Alanda Yöneltilen Suçlamalar :

                Sözleşmeye taraf olan devletler herhangi bir fiili suç olarak tespit etmekte serbesttir. Ulusal mevzuata göre suç olan bir fiil, 6.m. uygulamasında da suçtur.

                “Suçlama” deyimi, ulusal nitelemelerden bağımsız otonom bir kavramdır. Önemli olan suçlamanın içeriği, yani konusudur. Suç şüphesi , böyle bir şüphe ile yakalanma,tutuklanma ,polis tarafından açılan hazırlık soruşturması, kişinin durumunu etkileyeceğinden bu işlemler “suçlama" niteliğinde ve anlamındadır.

AİHS 6.madde ve AİHM İÇTİHATLARINA GÖRE KORUMA ALTINA ALINAN HAKLAR ( ADİL YARGILANMA İLKELERİ ):

1) Mahkemeye Başvurma Hakkı :

“Herkes … bir mahkeme tarafından davasının… görülmesini istemek hakkına sahiptir.” ifadesi ile bir mahkemeye başvurabilme, hak olarak koruma altına alınmıştır. Adil bir yargılamanın olabilmesi için, her şeyden önce, mahkemeye başvurabilme olanağının fiilen ve hukuken geçici de olsa kapatılmaması gerekir. Bir de bu hakkın gerçekten mevcut olduğunu söyleyebilmek için önüne gidilen yargılama makamının tam kazai (yargılama ) yetkisine, yani iddiayı hem fiil, hem de hukuk açısından inceleyip, davanın esası hakkında karar verme yetkisine sahip bulunması gerekir. Hatta kesinleşmiş mahkeme kararı gereğinin, cebri icra yolu ile yerine getirilmesi de bu hakkın kapsamına dahildir.

Devlet taktir yetkisini kullanarak suiistimalleri önlemek için sınırlamalar getirebilir.

Ancak, bu yetkiyi kullanması mahkeme tarafından kriterlere bağlanmıştır. Bunlar;

                a)Meşru amaç b) Amaçla orantılılık c)Hakkın özüne zarar gelmemesidir.

Bu bağlamda, örneğin, reşit olmayanlar, akıl hastaları ve müflislere yönelik başvurular kısıtlanmıştır.

2)Yasal, Bağımsız Ve Tarafsız Mahkeme:

                a)Yasal Mahkeme :

                Gerek mahkemelerin kuruluş ve yetkilerinin , gerek izleyecekleri yargılama usulünün,   yasama yoluyla yapılan kanun ile dava konusu olay ortaya çıkmadan önce saptanmış olması demektir.

                Adnan Menderes’i yargılayan mahkemenin özellikleri, İskilipli Atıf Hocanın şapka ile ilgili yasanın zaman olarak geriye yürütülmesi ile asılması olayı ve şu anki özel yetkili mahkemelerin varlığı bu anlamda ihlallere örnek olarak sayılabilir.

  1. b) Bağımsız Mahkeme :

           Başka bir kişi veya organdan emir almamak, özellikle yürütme erki ve dava taraflarının etki alanı dışında olmak demektir. Mahkeme üyelerinin atanma ve görevden alınma usulü , görev süresi, emir verebilen bir makamın olup olmaması , her türlü etkiden korunmayı sağlayan önlemlerin alınıp alınmadığı ve genel anlamda bağımsız bir görünüm olup olmadığına bakılmalıdır.

                Devlet Güvenlik Mahkemelerindeki askeri üye, TSK ile silahlı mücadele içinde olan muhalif örgüt üyelerinin yargılandığı davalarda tarafsız olamayacağı yönüyle adil yargılama hakkının ihlal edildiği belirtilmiştir.

                Sıkıyönetim ve İstiklal mahkemeleri de olağanüstü dönemlerde kurulmuş olup, bağımsız ve tarafsız olma konusunda şüpheli yapılardır. Yine, yargıdaki iki başlılığı temsil eden ve emir-komuta zinciri içinde çalışmadığı hususu şüpheli olan askeri mahkemeler de bu hususta ihlallere kaynaklık etmektedirler.

                Bu konudaki kanun koyucunun gerekçeleri de dikkatle incelenmelidir.

  1. c) Tarafsız Mahkeme :

                Davanın çözümünü etkiliyecek bir ön yargı yokluğu; özellikle mahkeme veya mahkeme üyelerinden bazısının taraflar düzeyinde onların leh veya aleyhlerinde bir duyguya ya da çıkara sahip olmaması demektir.

               Subjektif Tarafsızlık : Mahkeme üyesi hakimin birey olarak kişisel tarafsızlığı anlaşılır. Aksi sabit oluncaya kadar var sayılır.Tarafsızlığından makul şüpheye düşülen hakimin davaya bakmaktan çekilmesi gerekir.

                Ancak ne yazık ki, başörtülü hakimin subjektif tarafsızlığı ihlal edeceği vurgulanırken hakimlerin her adli yıl açılışında resmi ideolojiye bağlı olduklarını beyan etmeleri yadırganmamaktadır.

                Objektif Tarafsızlık : Kurum olarak mahkemenin kişide bıraktığı izlenim , yani hak arayanlara güven veren tarafsız bir görünüme sahip olmasıdır. Tarafsızlığı sağlamak için alınan tedbirlerin tarafsızlık konusunda her türlü şüpheyi ortadan kaldırır nitelikte olması gerekir.

                Hakimler arasında yapılan bir ankette, devletle vatandaş karşı karşıya geldiğinde, hakimlerin devlet lehinde kanaat kullanacakları tespit edilmiştir.

                Hakimlerin her adli yıl açılışında Kemalizme bağlılıklarını ilan etmeleri objektif tarafsızlık konusunda şüphe uyandırır mı ? üzerinde düşünülmesi gerekir.

                Kovuşturma aşamasında yer alan savcının daha sonra davanın hakimi olması, ilk soruşturmada yer alan sorgu hakiminin, daha sonra esas hakkındaki kararda yer alması objektif tarafsızlık ile bağdaşmaz.

3) Davanın Makul Sürede Görülmesi :

                Mahkemeye göre , Sözleşmenin “ 6.1 fıkrası … devletleri, kendi adli sistemlerini , mahkemenin bu fıkra gereklerinden her birini yerine getirecek şekilde düzenlemeye mecbur tutmaktadır. Ancak her dava için geçerli olacak standart bir makul süre tespit etmek mümkün değildir. Makul süre her olayın ve dosyanın özelliklerine göre belirlenir.

AİHM burada başlıca üç kriter kullanmaktadır. :

  • Dava konusunun niteliği .
  • Başvurucu durumunda bulunan mağdurun tutumu .
  • Ulusal yargı makamlarının tutumu .

 

                AİHM. içtihatlarında, hakim açığı , siyasi ortam, iş yükünün ağırlığı , ulusal hukuktaki boşluklar vs. gibi sebeplerden doğan gecikmelerden devlet sorumlu tutulmuştur.              

4) Yargılamanın Açık (Aleni) Ve Duruşmalı Olması

                Bu kural yargılamanın her aşamasında geçerli olsa da istinaf ve temyiz incelemelerinde daha yumuşak olarak uygulanmaktadır.

                Temyiz ve istinaf aşamasında davanın sadece hukuki yönüne inhisar edilmesi veya başvurucunun geçerli bir temyiz nedeni göstermemesi halinde duruşmaya gerek yoktur. Ancak temyiz aşamasında davanın hukuki yönü yanında maddi yönü de söz konusu ise ya da sanığın sorumluluğunun tespiti bu derecelerde de söz konusu ise ilgilinin katılımı ile açık duruşma da yapmak gerekir.

                İstisnalar :

                Fıkranın ikinci cümlesinde sayılmıştır. Genel ahlak, kamu düzeni , ulusal güvenlik,küçüklerin korunması ,özel hayatın gizliliği, adaletin selameti (örn: çocukların ciddi bir suç için mahkemede aleni olarak yargılanması durumunda davanın ve mahkemenin ağır ve gergin atmosferinin, yargılamanın adil niteliğini yok ettiği kanısına varılmıştır.

                Ancak, mahkeme kararı muhakkak açık oturumda verilecektir.

5) Hakkaniyete Uygunluk İlkesi:

                “…davasının hakkaniyete uygun …olarak görülmesini …” ifadesi 6.maddenin özünü oluşturmaktadır ve dava olgusunun tüm aşamalarını kapsamaktadır. Ulusal mahkeme kararının fiil veya hukuk açısından doğru olup olmadığını araştırma anlamında değildir.Yargılama işlemlerinin adil olup olmadığını inceler. Kısaca usul incelemesi yapar. Yargılamanın hakkaniyete uygunluğu incelemesinde AİHM 6.maddede geçmeyen bazı koşullar belirlemiştir. Bunlara 6.maddenin “zımni gerekleri “ diyoruz:

                a)Yargılamayı etki altında bırakabilecek müdahaleler:

                Medya müdahalesi : Özellikle medyada masumiyet karinesine aykırı ifadelerin kullanılması ya da yargısız infaz yapılması bunun örneklerindendir.

                Devlet yetkililerinin müdahalesi: Devlet yetkililerinin, sanıklar hakkında, suçlu oldukları yönündeki ifadeleri masumiyet karinesine uygun değildir. Veya etkili mevkilerdeki kişilerin suçsuzluk ve sanıkları destekleyen yöndeki ifadeleri de doğru değildir. Örneğin; Umut Kitapevi’ni bombalayan sanıklar hakkında Yaşar Büyükanıt’ın: “ Tanırım iyi çocuklardır “ demesi ve sonrasında olanlar... Yine Başbakanın zaman zaman bazı ifadeleri.’’Bu dalgalar artık dursun…Yargıya talimat verdik…”gibi ifadeleri bu ilkenin açıkça ihlalidir.

  1. b) Kararların gerekçeli olması :

                “ İstisnai durumlar,ağır hata,dosya kapsamı,delil durumu “ gibi çokça kullanılan, içeriği açıklanmamış ifadeler bunun örneğidir. Bu durum subjektif tarafsızlığı da ihlal eder. Gerekçe tatmin edici olmalıdır. Taraflardan birinin ileri sürdüğü bir iddianın hiç ele alınmaması da ihlal kapsamına girer. Gerekçe, keyfiliğin önüne geçmek için de çok önemlidir.

                c)Taraflar arasında silah eşitliği :

                Bir tarafı, diğer bir taraf karşısında nitelikli bir dezavantaj içine sokmayacak ; her bir tarafın davasını – delillerini ortaya koymak için makul bir olanağa sahip olmasıdır. Dosyanın incelenmesi ,tanık kabulü,iddia –karşı iddia ve mütalaada bulunabilme ,duruşmaya katılma …vs. durumlarda gözönüne alınır.

                Vicahi-Çelişmeli Yargılama İlkesi : Dava sırasında mahkemenin kararını etkileyecek her türlü delil ,mütalaa yada görüşler hakkında tarafların bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkı olmasını ifade eder. Silahların eşitliği ilkesini tamamlar.(Göç /Türkiye Davası)

           Silahların Eşitliği İlkesini İhlal Eden Bazı Örnekler Ve Bazı Haklar:

  • Karşı delil sunma hakkı ,
  • Bilirkişi açısından eşitsizlik –uzman tanık çağırma,
  • Savcılık tarafından sunulan tüm belgeler cevap vermesi için karşı tarafa da sunulacaktır,
  • Ceza yargılamasında taraflara tanınan mehiller aynı olmalı ,
  • Temyiz incelemesinde kararın daire tarafından müzakeresinde başsavcının bulunması,
  • Taraf haline gelen yasal görevliler,
  • Tanıklar aynı koşullar altında dinlenmeli,
  • Raportör hakim tarafından hazırlanan raporun savcıya gönderilmesi, ancak karşı tarafa gönderilmemesi,
  • Bilgi ve belgelere ulaşmada eşit olanaklar olmalı,

d)Susma hakkı ve kendi kendini suçlamaya zorlama yasağı : Sanık, susma hakkı ve kendi mahkumiyetine yardımcı olmama hakkına sahiptir. Kendini suçlayacak herhangi bir belge vermeye veya beyanda bulunmaya zorlanamaz.

  1. c) Davanın “açık”olarak görülmesi : Yargılama hukukunun “sözlülük” ve “yüz yüzelik “ ilkesini doğal sonucudur. Gıyabi yargılamaz koşulları oluşması halinde bunun istisnasını teşkil eder.

6) Suçsuzluk (Masumiyet) Karinesi

                AİHS 6.M.2.fıkraya göre : “bir suç ile itham edilen herkes suçluluğu kesinleşmiş bir mahkeme kararı ile sabit oluncaya kadar suçsuz-masum sayılır. Suçluluğa karar veren mahkeme, yüzde yüz her türlü şüpheden uzak olacak şekilde delillere sahip olmadıkça suçluluğa hükmedemez.

                Bir suçun işlendiği iddiası, şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispat yükü altındadır.

  • Kişilerin suçsuzluğunu kanıtlama yükümlülüğü yoktur.
  • Bunun doğal sonucu olarak şüpheden sanık yararlanır ve iddianın kanıtlanmaması halinde dava beraat ile sonuçlanır. Ceza yargılamasında buna “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi de diyoruz. Bu ilke masumiyet karinesini tamamlar.

Resmi makamların ve kitle iletişim organlarının dikkatli olması gerekir.

7) 6.madde.3.Fıkrada Sayılan Hak Ve Güvenceler:   (AİHS 6. m.3.f-a-b-c-d-e )

                a)Suçlamanın Niteliği Ve Nedeninden En Kısa Zamanda Anlanılan Bir Dilde Ve Ayrıntılı Olarak Sanığın Haberdar Edilmesi:

                Sanığa kendisinin hangi fiil ile suçlandığını ve bu fiilin hukuki nitelemesi ayrıntılı olarak açıklanacaktır.Sonradan ortaya çıkan değişiklikler de anlatılacaktır. (Suç vasfının değişmesi v.s.)

  1. b) Savunmanın Hazırlanması İçin Gerekli Zaman Ve Kolaylıklara Sahip Olunması Örneğin; dosya inceleyebilme ve dosyanın fotokopisini alma ,avukatı ile serbestçe görüşebilme,gerekçeli mahkeme kararının sanığa tebliği v.b. Sağlanacak kolaylıkların zaman ile sınırlandırılması ihlal sayılmaz . Önemli olan verilen sürenin iş için yeterli olup olmadığının olayın - dosyanın özelliğine göre makul olmasıdır.

                c)Sanığın “Kendi Kendini Savunması” Yahut Kendi Seçeceği Bir Müdafiin Veya Gereğinde Mahkeme Tarafından Tayin Edilecek Bir Avukatın Yardımından Yararlanması.:    Gıyapta yargılanma istisnadır. Mutlaka, sanığa ulaşmak için tüm imkanlar kullanılmalıdır. Soruşturma ,kovuşturma ve yargılama aşamasında bu hak sanığa hatırlatılmalıdır. Soruşturma ve kovuşturma aşamasında sanık ifadesi mutlaka avukat huzurunda alınmalıdır. Bu ilkenin uygulanmasına yönelik olarak, Türkiye’de CMK ya göre bazı yargılamalarda zorunlu müdafii müessesesi vardır.

               d)Tanıkların Dinlenmesinde   Hak Eşitliği :

                Silahların eşitliği ilkesinin doğal bir sonucudur. Taraflar (iddia ve savunma makamı) karşılıklı olarak tanıklarını sorguya çekme veya çektirmek; aynı koşullar altında çağrılmasının ve dinlenilmesini isteme hakkına sahiptir. AİHM, bunu, bilirkişileri ve tüm ispat delillerini kapsar şekilde yorumlamaktadır.

                Savcılıkta dinlenen, fakat mahkemede dinlenmeyen tanık ifadeleri, adil yargılanmayı ihlal eder.

                Ancak kötü niyetli girişimleri de mahkeme engelleme yetkisine sahiptir. İstediği her kişiyi mahkemeye çağırma yetkisi mutlak değildir. Ulusal – yerel mahkeme bu konuda takdir yetkisine sahiptir. Tanığı dinlemeyi red eden mahkeme bunu gerekçelendirmelidir. Ancak bu takdir hakkı da AİHM denetimine tabidir.

                Yargılamada vicahilik –yüz yüzelik ilkesi, özellikle tanıkların dinlenilmesinde çapraz sorgulama ile önem kazanmaktadır. Soruşturma (savcılık ) ve kovuşturma (polis) aşamasında dinlenen tanıklar mutlaka yargılama aşamasında mahkemede de dinlenmelidir. Dinlenecek tanıklar, sanıklar ile yüzleştirilmeli , sanıklar-avukatlar soru sorabilmeli ve çapraz sorgu yapabilmelidir. Aksi durumda, adil yargılanma ilkeleri ihlal edilir. Sadece kovuşturma ve soruşturma aşamasında dinlenen tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulamaz.

           Talimatla tanık dinlenilmesi de adil yargılanmaya uygun değildir. Esas mahkemede tanıklar dinlenmeli, hakim ve avukatlar yüz yüze soru soru sorabilmelidir.

  1. e) Sanığa Ücretsiz Olarak Tercüman Sağlanması:

                “Duruşmada kullanılan dili anlamadığı veya konuşamadığı taktirde bir tercüman yardımından para ödemeksizin yararlanmak.”

                Mahkeme , mahkemenin dilini anlayan ve konuşabilen sanığa, savunmasını istediği başka bir dilde yapabilmesi için tercüman sağlamaz . Sağır ve dilsizler de, tercüman hakkından yararlanır. Tercüman hakkı ücretsizdir. Bu hak tüm dosya belgelerinin tercüme edilmesini de kapsar. Örneğin; Mehdi Zana / Türkiye Davası. Mehdi Zana ‘nın açtığı davada, Türkçe bildiği halde ana dilde savunma talep etmesi AİHM tarafından red edilmiştir.

                                                                                                              Av.Mehmet GÜN - İzmir Barosu

(Aksiyoner Hukukçular Derneği Bülteni 3.sayı Sayfa 12)

Meya Hukuk | İletişim Bilgileri

  • Tel: 0412 228 1525
  • Fax: 0412 228 1525
  • Gsm:0531 611 33 22 | 0507 558 98 28
  • Email: info@meyahukuk.com
  • Adres:Lise Caddesi, 1.Sokak, Arda Plaza, No:7/18 Yenişehir/Diyarbakır

Yasal Uyarı

​İnternet sitemizdeki bilgi ve açıklamalar sadece bilgilendirme amaçlıdır. Sitemizde yer alan bilgiler reklam amaçlı değildir. Kullanılan bütün içerikler Meya Hukuk danışmanlık bürosuna aittir. Büromuzun açıkça yazılı izni olmadan logo ve sair bilgileri kullananlar hakkında yasal işlem yapılır. Bu siteyi ziyaret ederek yukarıdaki şartları kabul etmiş sayılırsınız.